“Vodafone, mobil teknolojiyi kullanarak toplumsal değer yaratıyor.” | Türkiye Vodafone Vakfı - Resmi İnternet Sitesi

“Vodafone, mobil teknolojiyi kullanarak toplumsal değer yaratıyor.”

AÇEV Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ayla Göksel, Geleceğe İlk Adım Projesi’nin gelmiş geçmiş en büyük eğitim projesi olduğunu vurgulayarak, 2008’den beri 100 bin kişinin hayatına dokunduklarını söyledi.

Türkiye Vodafone Vakfı’nın desteğiyle yürütülen ve 81 ilde çocukların okul öncesi eğitime erişmesini sağlayan ‘Geleceğe İlk Adım Projesi’nin ortaklarından Anne Çocuk Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ayla Göksel “Geleceğe İlk Adım projesi, Türkiye’de bugüne kadar gelmiş geçmiş en büyük eğitim projesidir. Bu kapsamda, bu sürede, bu yaygınlıkta okul öncesi eğitime yatırım yapan başka bir kurum yok” dedi. Vodafone olmasa bu projenin yapılamayacağının altını çizen Göksel, Vodafone’un sürdürülebilirliğe inandığını, projelerin sürmesini istediğini ve bunun çok önemli bir yaklaşım olduğunu söyledi. Ayla Göksel, Geleceğe İlk Adım Projesi’yle ilgili sorularımızı yanıtladı.

Okul öncesi eğitim derken öncelikle hangi yaş grubunu anlamamız gerekiyor?
Türkiye de 0-6 yaşı erken çocuk eğitimi yaşı olarak kabul ediyoruz. Halkın kafasındaki eğitim, anaokuluyla özdeşleştirildiği için 3-6 yaş olarak görülüyor. Ama biz diyoruz ki 0-3 yaş da çok önemli bir dönemdir. Bu dönemde en başta annenin ve çocuğun çok iyi desteklenmesi gerekir.

Okul öncesi eğitim neden önemli, neden çok önemsenmeli?
0-6 yaş dönemi, çocuğun en formatif olduğu dönemdir. Bu dönemde beyinde saniyede 700 bağlantı yapılır. Bu bağlantı, hayatın hiçbir döneminde bu kadar hızlı değildir. Bu, ancak çocuğun çevredeki etkileşimiyle, aldığı uyaranlarla mümkün olur. Bu dönemdeki etkileşim beyin gelişimini ve ileriki dönemde de okul başarısı, akran ilişkileri gibi pek çok alanda etkili olur. Ayrıca birçok araştırma gösteriyor ki ekonomik olarak erken yaşlarda yapılan yatırımın topluma geri dönüşü çok iyi. Bu dönemde yapılan 1 liralık yatırım size 8 lira olarak dönüyor. Beyin gelişiminin yanı sıra sosyal ve öğrenme becerileri de bu dönemde olur. Çocuğun okula uyumunu etkileyecek becerilerle donatılması okul başarısını etkiliyor. Her okul açıldığı dönemde televizyonlarda okulda ağlayan, annelerinden kopamayan çocuklar görürüz. Çünkü okul öncesi eğitim almayan çocuklar kalemle, otoriteyle ilk kez burada tanışıyor ve zorlanıyor. Oysa okul öncesi eğitimde çocuklar okula hazırlanıyor. AÇEV olarak erken çocuk eğitimine hem çocuğa hem anne-baba ve öğretmenine yatırım yapmanın en doğru yatırım olduğuna inanıyoruz.

‘OKUL ÖNCESİ EĞİTİM ALAN ÇOCUKLAR DAHA BAŞARILI’

Literatürde okul öncesi eğitim alan ve almayan çocukların durumunu gösteren çalışmalar var mı? O çalışmalar neyi gösteriyor?
Çok sayıda çalışma var. En başta AÇEV’ in yaptığı bir çalışma var. AÇEV’in kuruluş sebebi 1982’de Boğaziçi Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmanın hayata geçmesiydi. O araştırmada okul öncesi eğitim alan, anneleri desteklenen çocukların daha başarılı olduğu görüldü. Bu çocukları ergenlik döneminde takip ettik. Ergenlik döneminde bu çocukların daha uzun yıllar eğitimlerine devam ettiklerini, çocuklukla ilgili daha iyi anıları olduğunu gördük. Erişkinlik döneminde 24-25 yaşında da takip ettik. 20 yıl sonunda da ulaştık ve bu farkların devam ettiğini gördük. Üniversiteye devam ettiklerini, okulu bırakmışlarsa da bunun okul başarısıyla değil parasal nedenler vs. nedeniyle bunu yapmak zorunda olduklarını gördük. Okul öncesi eğitim alanların daha geniş kelime hazneleri, daha fazla kredi kartı kullandığı, daha yüksek statülü işlerde çalıştığı, bilgisayar becerilerinin daha faza olduğu gibi farklı şeyler gözlemlendi. Bu sadece AÇEV in çalışması. Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) sonuçları da anlamlı.  OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) ülkelerinde yapılan bu çalışmada 14-15 yaşındaki çocukların fen ve matematik becerileri ölçülür. Genelde Türkiye bu çalışmalarda sonlarda çıkar. Ama bu çalışmada yüksek puan alanların okul öncesi eğitim alan çocuklar olduğu ortaya çıktı. Araştırmalar, bilim ve bizim gözlemlerimiz okul öncesi eğitimin iyi bir yatırım olduğunu gösteriyorsa neden yapılmasın.


Okul öncesi eğitim konusunda Türkiye panoraması ne anlatıyor?
Biz bu işe başladığımızda kimse bu işe önem vermiyordu. Akıntıya kürek çekmek gibiydi. Giderek bu konunun uluslararası alanda da önem yaratması ilgiyi artırdı. 2005’te ‘7 Çok Geç’ diye beş yıl sürecek bir kampanya başlattık. Beş yıl içinde Türkiye’deki her çocuğun bir yıllık eğitim hizmetinden yararlanmasını, farkındalık yaratılmasını istiyorduk. Devletin bu konuda attığı adımlar kampanyanın başarıyla ulaşmasını sağladı. 3-6 yaş grubunda okullaşma oranı yüzde 20’lerdeydi. Kampanyanın bittiği 2011’de bu oran yüzde 67’lere gelmişti. Toplumda okul öncesi eğitime yönelik talep de bilinç de var. Devletin yüzde yüz okullaşma oranı hedefi var. Okul öncesi eğitimin önemli olduğunu milli eğitim bakanları da söylüyor. Bunlar bir noktaya geldi.

4+4+4 okul öncesi eğitime ilgiyi azaltıyor mu?
Çocukların 5 buçuk yaşında ilkokula başlaması okul öncesine eğitime ilgiyi azaltmaz. 4 yaş grubunda yüzde 20 olan okullaşma oranı yüzde 36’ya ulaştı. İnsanlar, ücretli olmasına rağmen 4 yaşındaki çocuğunu daha fazla okul öncesi eğitime gönderiyor. Çünkü herkes çocuğunun okula hazır olmasını istiyor.

‘BU TÜR PROJELER DÖNÜŞÜM YARATIYOR’

Türkiye Vodafone Vakfı’nın desteklediği ‘Geleceğe İlk Adım’ projesi nasıl başladı?
Türkiye Vodafone Vakfı’yla çalışmaya 2008’de yaz anaokulları projesiyle başladık. Yaz anaokulları projemiz iki yıl devam etti. Sonrasında daha kapsamlı bir şeyler yapmak isteği ortaya çıktı. “Birkaç büyük projemiz olsun ve fark yaratalım” denildi. Serpil (Timuray) Hanım’ın da okul öncesi eğitime sempatisi ve ilgisi vardı. O dönemde yüzde 100 okullaşma hedefi konulmuştu. Vodafone projesi kapsamında Türkiye’de okul öncesi eğitime erişimin hala kısıtlı olduğu illere yatırım kararı çıktı. Kaliteli okul öncesi eğitimi için mutlaka müfredat, anne eğitimi, eğitici eğitimi gibi kapsamlı bir proje olması gerektiği ortaya çıktı. Öğretmenlerin desteklenmesi gerekiyor. Proje kapsamında tam donanımlı bir sınıf kuruyoruz. Öğretmenlere, sınıf yönetimi, faaliyet öğretimi vb. alanlarda eğitim veriyoruz. Çocuklar için okuma-yazma öncesi el becerileri kazandırma çalışmaları hazırladık. Anne eğitimini yaptık. En büyük geri dönüş aldığımız kısım da anne eğitimi oldu. Hepimiz aynı amaç için çalışıyoruz. Ona daha farklı şeyler de ekledik. Aynı il içinde öğretmenler birbirlerini ziyaret ediyor. Akran dayanışması gibi oluyor. http://www.gelecegeilkadım.org sitesi var. Öğretmenler bu siteye giriş yapıyor ve faaliyetlerini ekliyor. Etki olarak ne yaptık derseniz, 2008’den beri 100 bine yakın kişinin hayatına dokunduk.

Ancak her şey sadece sayıdan ibaret değil. Tek bir anneye ulaşmanın dahi farklı etkileri oluyor. O sınıf donanımı ve öğretmen eğitimi ömür boyu devam edecek. O öğretmen binlerce çocuğu eğitecek. O anne yarın başka bir çocuk doğurursa ona da faydası olacak, yeğenine de faydası olacak. Bu tür projeler dönüşüm yaratıyor ve bu yüzden önemli. Burada başlayıp burada bitirmiyoruz. İyi bir şey yaratırsanız sürdürülebilir oluyor. O dönüşümle esasında bir şey yaratıyorsunuz.

Proje kapsamında sınıf yapılacak iller, okullar nasıl seçildi?
Mutlaka Milli Eğitim Bakanlığı okul öncesi eğitim birimiyle hareket etmeniz gerekiyor. Diyelim ki bir ile 10 tane yapılacak. Bu durumda en çok ihtiyacı olan bölgeleri istiyoruz. İlk yıl müdürlerle hummalı bir çalışma yapıldı.  İllerden başvurular gelmeye başladı. İstekli olanlar başvuru yaptı internet üzerinden. Yeri geliyor çocuklarla birlikte anneler babalar malzemeleri taşıyor, sınıf birlikte kuruluyor. Bunların hepsi bir aidiyet ve bağlanma duygusu yaratıyor ve bu sayılarla ifade edilemiyor. Proje kapsamında sınıf yapılan il sayısı 81’e ulaştı.

 Annelere, eğitimcilere verilen eğitimin içeriği ne?
Öğretmenlere iki haftalık bir eğitim veriyoruz. Minimum bir haftalık anne eğitimi oluyor. AÇEV’in hazırladığı bir el kitabı veriliyor. Çocuğun zihinsel-fiziksel gelişimi, ders çalışma alışkanlığı, disiplin, iletişim yöntemleri gibi konular anlatılıyor. Bu kitapta. Her hafta farklı bir konu işleniyor. Öğretmenler eğitimleri alıyor ve ardından haftada bir kere 2-2,5 saat bir araya gelip farklı bir konu üzerine eğitim yapılıyor. 12 hafta sürüyor eğitimler.

Bu eğitimlerle nasıl bir fark yarattınız, bunu gözlemleyebiliyor musunuz?
Örneğin eğitime katılmayan annelere okulda kavga eden çocuklarına ne yaptıkları sorulduğunda yüzde 8’i yanlışını açıkladığını belirtirken, eğitime katılan annelerin yüzde 37’si çocuğunun yanlışını ona açıkladığını söylüyor. Yani programa katılan anneler daha demokratik bir tutum sergiliyor. Çocuğuna olumlu yöntem kullanan annelerin oranı eğitim yılı başında yüzde 2,12 iken Geleceğe İlk Adım eğitimine katıldıktan sonra bu oran yüzde 4,72 oldu. Çocukları yanlış yaptığında annelerin nasıl tutum takındığı sorusuna, eğitime katılan annelerin yüzde 34’ü “Hatasını açıklamak” yanıtını verdi. Eğitime katılmayan annelerde ise bu oran yüzde 1.

Proje ne kadar sürecek?
Vodafone’un takdir ettiğim yönü sürdürülebilirliğe inanması. “81 ili yaptık, bitirelim artık projeyi” denilebilirdi. Onun yerine, “Bu sınıflar, öğretmenler, okullar , ‘Geleceğe İlk Adım’ projesinin çatısı altındadır. Bu hizmetlerin sürmesini istiyoruz” denildi. Bu çok önemli bir yaklaşım. Çünkü Türkiye’de bazı projelerin başlamasıyla bitmesi bir oluyor. Ama Geleceğe İlk Adım projesi farklı oldu. Diğer takdir ettiğim şey Vodafone’un uzmanlığa güveniyor olması. “Siz bu işi iyi biliyorsunuz” diyerek içeriğine karışmıyor. Bizim yapacağımız eğitime bile karışmak isteyenler olmuştu diğer projelerde. Vodafone, “Biz size güveniyoruz, sizi desteklemek için varız ”diyerek bizi emniyette hissettirdi. Geleceğe İlk Adım projesi, Türkiye’de bugüne kadar gelmiş geçmiş en büyük eğitim projesidir. Bu kapsamda, bu sürede, bu yaygınlıkta okul öncesi eğitime yatırım yapan başka bir kurum yok. Vodafone, “Bugüne kadar Türkiye’de herkesin çok önemsediği okul öncesi eğitimde yapılabilecek en büyük eğitim projesine imza attık” diyebilir.

Devam edecek mi proje?
Bütün sınıfları donattık, her ilde örnekler oluşturduk. Bundan sonra daha farklı modelleri devreye sokmalıyız. Vodafone teknolojiye dayalı bir şirket. Teknolojiyi de devreye sokabileceğimiz anne ve babanın da içinde olduğu, bunun devamı niteliğinde bir çalışma yapılabilir. Annelere yönelik hazırladığımız, 160 karakterde çocuk gelişimi ve yetiştirilmesine yönelik SMS projesi var. 5 bin abonesi olan projede çocuğunuzun ayını yazıp ilgili servise gönderiyorsunuz. Haftada 5 mesaj geliyor, çocuğunuzun gelişimine uygun olarak. SMS en basit bilgilendirme yöntemi. Elinde en eski telefon olan bile SMS alıyor. Artık milyonarlarca akıllı telefon kullanıcısı da var. Mobil eğitim olanağımız artıyor. Anne babalara rehber olacak, içinde resimlerin, küçük videoların da olduğu ve web üzerinden eğitim vereceğimiz bir proje hedefliyoruz. SMS servisine yoğunlaşmak, bunu sürdürmek istiyoruz. Geleceğe İlk Adım Projesi’nin devamı niteliğinde olacak bu. Yeni sınıf, öğretmen değil teknolojiyi kullanarak çocuklarımızı hayata hazırlayacağız.

Bu projeyi bir telekomünikasyon deviyle değil de başka bir şirketle yapamaz mıydınız?
Olamazdı, yapamazdık. Vodafone gibi büyük bir güçle çalıştığımız için bize bu dünya açıldı. Onlar da bizi çok cesaretlendiriyor. Vodafone, mobil teknolojiyi kullanarak toplumsal değer yaratıyor. Mobil teknolojiyi mümkün olduğu kadar toplumun hizmetine sunuyor.