“Teknolojide Kadın Hareketi Projesi’yle bilgi toplumuna dönüşmede aracılık ediyoruz.” | Türkiye Vodafone Vakfı - Resmi İnternet Sitesi

“Teknolojide Kadın Hareketi Projesi’yle bilgi toplumuna dönüşmede aracılık ediyoruz.”

Türkiye Vodafone Vakfı’nın Teknolojide Kadın Hareketi Projesi’nin ortaklarından Türkiye Bilişim Vakfı’nın Genel Sekreteri Çağdaş Ergin, projenin çok doğru olduğunu, amaçlarıyla örtüştüğünü belirterek, “Bu projeyle Türkiye’nin bilgi toplumuna dönüşmesine aracılık ediyoruz” dedi.

Türkiye Vodafone Vakfı’nın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı himayesinde;  Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) ve Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) işbirliğiyle hayata geçirdiği ‘Teknolojide Kadın Hareketi Projesi’nin “Çok doğru ve TBV’nin hedefleriyle paralellik gösterdiğini” belirten TBV Genel Sekreteri Çağdaş Ergin, projenin sonuçlarının da ölçülebilir olduğunu vurguladı.  Proje kapsamında son dönemde bin üç yüz kadına eğitim verildiğini, bilişim kültürünün yansıtıldığını ifade eden Ergin, “Bu projeyle bilgi toplumuna dönüşmede aracılık ediyoruz. GSM şirketleri katma değerli servisleri aracılığıyla bilgi toplumuna erişimi kolaylaştırıyor” diye konuştu. Ergin, Türkiye’nin bilgi toplumuna dönüşmesi, özel sektörün bu hedefe ulaşmadaki rolü ve Teknolojide Kadın Hareketi projesinde neden yer aldıklarına dair sorularımızı yanıtladı.

Türkiye bilişim alanında nerede?
Bu sektör, bilgi teknolojileri ve iletişim olarak algılanıyor. Özellikle GSM şirketlerini de -abone başına konuşma gibi oranları- dahil edersek Türkiye bu alanda çok üst sıralarda. Fakat milli gelirin bilişime yansıma oranı olarak baktığımızda ne yazık ki en alt sıralardayız. Bilişim sektörünün büyüklüğü cirolarla ölçülüyor. Telekomünikasyonda da abone sayıları, geniş bant kullanım kapasiteleriyle mobil iletişim ölçülüyor. Bu kriterler açısından değerlendirildiğinde hem sabit abone, hem mobil abonesi hem de ortalama konuşma süreleri açısından sektör çok büyük ve dünya ortalamalarının üzerinde. Ancak ne yazık ki aynı milli gelire sahip ülkelere baktığımızda bilişime harcadığımız para olarak çok gerilerdeyiz.

Peki, 5-10 yıl öncesine oranla ne durumda bilişim sektörü?
Çok büyük bir hızla ilerliyor. Bilişim sektörünün en önemli maddesi, sektörünün sağlıklı büyümesi. Büyüme ile ilgili sadece ciro olarak değil üretim açısından sorunlar da var. Şu anda Kalkınma Bakanlığı’nın yürüttüğü ciddi bir proje var. Önümüzdeki aylarda Bilgi Toplumu Belgesi Stratejisi hazırlanıyor. Türkiye’nin mevcut durumu, diğer ülkelerle arasındaki farklar ve öneriler olacak bu belgede.

Bilişim alanında neyi hedefliyoruz?
Bizim vakfımızın da hedefi olan bilgi toplumuna dönüşmüş bir Türkiye hedefliyoruz. Dünyanın en ileri teknolojilerini kullanan ülke vatandaşları hangi teknolojik haklara ve avantajlara sahipse, Türkiye halkı da aynı haklara hatta daha iyisine sahip olmalı. Bilgiye ulaşabilmeli, uzaktan eğitilebilmeli, öğrenebilmeli ve gelişmeleri sürekli ve yakından takip edebilmeli. Bilişim sektöründe sadece bilişim sektörü yok. Enerji, sağlık, eğitim gibi pek çok alanda, yani insanın olduğu her yerde bilişim var. Bilişim bütün sektörlerle iç içe. O sektörleri yönlendiren, gelişmelerine katkı sağlayan, gelişmelerini hızlandıran birinci derecede etkili bir alan.

Bilişim Kültürünü nasıl artıracağız peki?
Bilişim derken kastettiğimiz eğer internet ve bu vesileyle daha kolay ve çabuk bilgiye ulaşmaksa Türkiye’de gelir seviyesinin tam aksi bir akıllı telefon kullanımı var. Eskiden öncelik ev ve arabayken şimdi neredeyse öncelik akıllı telefon oldu. Milli gelir önemli tabii ama bilişim kültüründen kasıt, bilgi toplumuna dönüşmede insanların alacağı pozisyon diyebiliriz. Dünyadaki tüm gelişmeleri, bilişim alanında insanın hayatında var olan uygulamalara kolay erişim, onları kolay kullanmaktan söz ediyoruz. Eskiden kurumlar, müşteri analizi yaparken birkaç kriter belirliyordu. Gelir durumu, yaş, eğitim seviyesi gibi tanımlamalar söz konusuydu. Bu zamanın kriterleri ise dörde bölünmüş. Bunların ötesinde öncelikli olarak ‘dijital doğanlar’, ‘dijital olanlar’, ‘dijital olmaya çabalayanlar’ ve ‘gelenekselciler’. Dijital doğanlar ve olanlar bu kültürü yaşadıkları her an doğal bir parçalarıymış gibi kullanıyorlar, bu kültürü yaşıyorlar. Bir grup var ki gözlemleyen ve o kültürün hayata katkısını gayet iyi bilen ama teknik olarak buna adapte olmakta zorluk çeken. Bir kısmı da zaten “Bunun bana katkısı yok. İnternet bankacılığı olmadan da işlerimi gayet rahat yaparım” diyor.

Bilişime erişiminde sivil toplum kuruluşlarının kolaylaştırıcı rolü var mı?
STK’lar sosyal sorumluluk alanında proje üreterek, ürettikleri projeleri mevcut ekosistemleriyle paylaşarak ve bunu yılmadan usanmadan asli iş yaparak bu dönüşüme pozitif katkı sunarlar. Kendi başlarına yaptırım güçleri yok. Toplumda bu projelere destek çabası içine girebilirler. Karsızlık hedeflenerek yapıldığı için toplum desteği çok önemli. Bize düşen görev, teker teker veya birlikte doğru projeler üretmek ve bu projeleri hayata geçirmek, bu arada da bunu toplumla paylaşarak toplumun kademelerine hızlı yayılmasını sağlamak.

Özel sektör ve devlet desteği kaçınılmaz. Peki, bu projeler toplumda fark yaratıyor mu?
Bu, projelerin niteliğiyle ilgili. Ölçülebilir sonuçları olan projeler var bir de ölçülemeyenler var. STK olarak ciddi bir rapor çalışması yapıyorsanız bu muazzam bir iş. Ancak bunu yayınladığınızda sonuçlarını ölçemiyorsunuz. Türkiye Vodafone Vakfı’yla yaptığımız Teknolojide Kadın Hareketi Projesi çok doğru bir proje. Paydaşları açısından da çok doğru bir proje. Sonuçları da ölçülebiliyor. Şimdi bu projelerden hayata geçenler ölçülebilir olacaklar. Çok önemli ve değerli bir projeydi. Teknolojide Kadın Hareketi Projesi mutlaka pozitif geri dönüş sağlıyor. STK’ları motive eden de aynı motivasyonla başlamasına vesile olan da sonuçlarının ölçülebilir olması ve toplumun en azından bir bölümüne katkı sunması.

Teknolojide Kadın Hareketi projesinde neden yer aldınız?
Projenin hedefleri ve beklenen sonuçları Türkiye Bilişim Vakfı’nın hedefleriyle paralellik sağlıyor. Bu projeyle bilgi toplumuna dönüşmede aracılık ediyoruz. O yüzden bu projede yer aldık. Son dönemde bin kadına bilişim kültürünü yansıtmış olduk. Sadece bizim için değil Türkiye Vodafone Vakfı ve KAGİDER açısından da çok doğru bir proje olduğunu gösterdi. Aldığımız geri bildirimleri iyi değerlendirip projeyi sürdürmek istiyoruz.

Kadın bilişime uzak mı?
Bilişimin kadını erkeği olmaz. Toplum içinde aldıkları sorumluluk açısından baktığımızda böyle bir algı çıkabilir. Bu projede potansiyeli olan ve çeşitli nedenlerle bunu açığa çıkaramamış kadınlar hedefimizdi. Harika bir ödül töreni oldu. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden olan ve projeye katılan kadınlar yaptıkları işin ödülünü bizzat Başbakan’ın elinden aldılar. Buna aracılık eden bir kurum olduğumuz için mutluluk duyduk.

Projeye nasıl destek verdiniz?
Uzaktan eğitimler yoluyla destek verdik. Yani eleman anlamında destek olduk. İnteraktif eğitim dışında bizim sağladığımız bir eğitim modülüyle ve bir program aracılığıyla kadınlara verdik. Teknolojiye adaptasyon, web eğitimi konularında eğitimler almasını sağladık kadınların.

Akıllı telefonlar bilgi toplumuna dönüşmede rol oynayabilir mi?
Bilgi toplumu için bilgiye kolay ve çabuk erişim önemli. Akıllı telefonlar bu bilgiye kolay ulaşım ve bilgi almak için kullanılırsa bilgi toplumuna dönüşmede mutlaka pozitif katkı sunar.

GSM firmaları bilgi toplumuna erişmede nasıl katkı sağlayabilir?
Kendi geliştirdikleri servislerle bir katkı sağlıyorlar. Hem ticari olarak beklentisi var hem de bu arada da doğru ve hızlı bilgilendirmeye aracılık ediyor. İnternet tarafını ayrı bırakarak GSM şirketleri, katma değerli servisleri aracılığıyla bilgiye erişimi kolaylaştırabiliyor.