“Ne güzel ki Vodafone gibi küresel bir şirket ‘engelli gençleri ve onların sanat yapmalarını destekliyoruz’ mesajı veriyor.” | Türkiye Vodafone Vakfı - Resmi İnternet Sitesi

“Ne güzel ki Vodafone gibi küresel bir şirket ‘engelli gençleri ve onların sanat yapmalarını destekliyoruz’ mesajı veriyor.”

Türkiye Vodafone Vakfı’nın desteğiyle çalışmalarını yürüten ve engelli gençleri sanatla buluşturan Düşler Akademisi, bugüne kadar eğittiği 2 bin engelli, istihdama yönelik çalışmaları ve yarattığı sosyal etkiyle dünyaya model oluyor

 Yıllarını engellilere yönelik çalışmalara ayıran Alternatif Yaşam Derneği (AYDER) Başkanı Ercan Tutal, özellikle sanat ve sporla engellilerin hayata karışmasını sağlayan projelere imza atıyor. Türkiye Vodafone Vakfı’nın katkılarıyla çalışmalarını yürüten Düşler Akademisi sayesinde 2 bin engellinin sanat eğitimi aldığını vurgulayan Tutal, “Türkiye’de engelsiz yaşama yönelik değişim ve dönüşümün startının Düşler Akademisi’nin kuruluşuyla verildiğini” belirtiyor. Uyguladıkları modelle engelli sorununa hızlı ve radikal çözüm getirdiklerini, fırsat verdikleri engellilerin gizli yeteneklerini gördüklerini ifade eden Tutal,  özel sektörün engellilik sorununa el atması sonucunda sorunun daha rahat konuşulabilir hale geldiğinin altını çiziyor. Ercan Tutal, engellilere yönelik yürüttükleri projeleri, sanatla değişen engelli yaşamlarını ve anlattı.

Neden engellilere yöneldiniz?
Hikayenin başı Almanya’ya dayanıyor. İleri bir yaşımda Almanya’ya ikinci üniversiteyi okumak için gittiğimde engellilerin sosyal hayata aktif ve eşit vatandaşlar olarak katıldıklarını gözlemledim. Hatta kısa bir süre sonra beni kendi yolumdan çevirdi bu durum ve beni bir şeyler yapmak gerektiği noktasına getirdi. İtalyan edebiyatı okumaya gitmişken kendimi birdenbire bu sorunla iç içe buldum. Sık sık Türkiye ve Avrupa’yı karşılaştırma imkanım oldu. Aramızda uçurumlar vardı. Bir şey yapmak gerekiyordu. Türkiye’ye dönmeye karar verdim o zamandan beri çizdiğim büyük resmin içini doldurmaya çalışıyorum.

Ne zaman döndünüz Türkiye’ye?
1997’de döndüm. 1998 yazından beri planladığım şekilde engellilik sorunu çözmek için sporu bir araç olarak kullandım. Uluslararası bir bakış açısıyla, spor aracılığıyla toplumsal değişimi hedef aldık.  Zihinsel engelliler olimpiyatı çok öne çıkmış dünyadaki en büyük olimpiyatlardır bu anlamda. Türkiye bu alanda çok geri olduğu için sporu kullanarak engelli gençleri hızlı bir şekilde hayata entegre etmek mümkündür. Çıkış noktam buydu. Hatta ekstrem bir spor olduğu için dalış sporundan başladık. ‘Dalmak özgürlüktür’ diye bir sloganla yola çıktık. Bu çalışma, 10’uncu yılını tamamladı.  Bu girişim, ilk günlerde lüks gibi görünüyordu ancak Türkiye şu anda dünyada en çok engellinin dalış yaptığı ülke. En çok engelliyle dalan eğitmen de benim. Aşağı yukarı bugüne kadar 3 bin engelli dalış yaptı.  .

Engellilere yönelik çalışmanız sadece dalışla sınırlı kalmadı ama….
Konu o kadar büyük ve karmaşık ki neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Bütün topluma hızlı ve görünür bir mesaj verip altını kurumsal olarak doldurmak gerekiyordu. ‘Alternatif Kamp’ başladı. Önce Bodrum’da sonra İzmir, Antalya, Fatsa, Artvin gibi Türkiye’nin her yerinde kalıcı ve geçici kamplar kurarak spor-eğitim-entegrasyon konseptiyle engelli gençlerin katıldığı kamplar organize ettik 10’uncu yılını tamamladı. 8 bin engelliyi konuk ettik. Bu kampa katılan engelliler daha sonraki hayatlarında da hep aktif oldular. Kamplar bir hafta,10 gün ya da 2 hafta sürüyordu. Bu kadar kısa sürede bile yarattığı etki çok hızlı oluyordu.  Hayatında ilk defa dalış yapan, ata binen, 32 sene evden çıkarılmasına izin verilmeyen, 10 yıl tek başına bakkala gitmesine dahi izin verilmeyen gençler, Latin dansları yaptı, yüzdü, kimi saz çaldı, tango yaptılar.

Bu çalışma sırasında kampa katılan, kendisine küçük bir fırsat verdiğimiz engellilerin gizli yeteneklerini gördük. Ya çok iyi resim yapıyordu, çok iyi dans ediyordu ya da teatral yeteneği çok büyüktü. İşte o noktada Düşler Akademisi filizlendi.

Nasıl kurdunuz peki Düşler Akademisi’ni?
2008’de başladı Düşler Akademisi. Türkiye Vodafone Vakfı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın birlikte lanse ettikleri bir hibe fonuyla da birleşince hemen harekete geçtik. Önce projeydi kısa sürede alternatif bir sanat kurumuna dönüştü. 2 senede 20’nin üzerinde heyet bu akademiyi ziyarete geldi. “Acaba bu modeli kendi ülkemizde uygulayabilir miyiz?” diye gelenler vardı. Tabii ki belediyelerin bünyesinde atölyeler var. Ama Düşler Akademisi’nin prensibi gönüllülükle yürümesi. Özellikle konu sürdürülebilirlilik olunca ve bir tarafında özel sektör, yani Türkiye Vodafone Vakfı, bir tarafında UNDP, bir tarafında gönüllülük ağı, belediyeler, kaymakamlık vs. bu bileşim çerçeveye oturunca proje de sürdürülebilir oluyor. Düşler Akademisi uluslararası platformlarda katıldığı yarışma ve konferanslarda itibarlı bir konuma gelmiştir. Düşler Akademisi, Avrupa Komisyonu’nun düzenlediği ‘This Is  European Social Innovation’ (Avrupa sosyal girişimi budur) adlı yarışmada, 123 ülkeden katılan 150 proje arasında ‘en iyi 10 projeden biri’ seçildi.

Düşler Akademisi neden daha farklı diğer kurumlardan?
Çünkü tek bir engelli grubuna hitap etmiyoruz. Dünyada da Türkiye de de genelde sınırlandırma vardır. Hem yaş limitimiz yok hem de engellilikle kendimizi sınırlamadık. Kronik hasta ve sosyal dezavantajlı gençleri de dahil ettiğimizde Türkiye nüfusunun yarısına hitap eden, onların istek ve ihtiyaçlarını resmeden bir kuruma dönüştük. Bunu da aşamalara böldük. İlk aşamada hiç beklenmedik bir şekilde sanatın her dalıyla buluşma olanağı sağladık. Onları gözlemledikten sonra bir adım yukarıya çıkabilenleri ‘master class’ dediğimiz üst sınıflara taşıdık. Üst aşama ise gelir getirici aşamadır. Bunlar, ‘ Social Inclusion Band’, ‘Düşler Kumpanyası’, ‘Düşler Film’ ve ‘Düşler Mutfağı’dır. Düşler Kumpanyası,  ‘Grease Müzikali’ni hazırlıyor. Tamamen işitme engelli gençlerin oynadığı bir müzikal. Engelli gençler, Düşler Film stüdyomuzun asistanı, çalışanı oldular. Dışarıdan işler de alınabiliyor.
Düşler Mutfağı ise kar amacı gütmeyen, sosyal işletme modeliyle kurulmuş Avrupa’daki örnekleriyle boy ölçüşebilecek bir model ve engellilerin istihdam edilmesini sağlayacak bir modele dönüşecek.


SORUNUN ÇÖZÜMÜ: SOSYAL GİRİŞİMCİ, DEĞİŞİMCİ PROJELER

Engellilerin hayata karışmasında üretim çok önemli. Peki engellilerin üretime katılımı nasıl artırılabilir?
Türkiye nüfusunun yüzde 13’ü engelli. Hemen her hanede bir engelli, kronik hasta varsa bu insanlar sosyal hayatın neresindeler. Sosyal hayat deyince akla ne geliyor, eğitim, kültürel, sosyal yaşam sonra istihdam, sonra spor, teknoloji, turizm geliyor. Bunların içinde engellileri nereye oturtuyoruz? Ne yazık ki hiç bir yere... Hiçbir eğitim sürecine dahil etmediğiniz cahil bıraktığınız engellilerin iş hayatına katılmalarını, tüketici olmalarını bekliyorsunuz. Engelliler aslında uyuyan bir dev ve toprağın altında. Kim, nereden tutup çözeceğini bilmiyor. Engelli istihdamını güçlendirmek lazım. Ancak önce eğitim gerekli. Sosyal girişimci, değişimci, yenilikçi projeler bu süreci hızlandırıyor. Biz öncüyüz ve örnek modeliz. Hızlı şekilde önyargıları kırarız. Gündeme bunun yapılabilir olduğunu gösteririz. Daha sonra gerisi özel sektör ve kamunun görevi. Düşler Akademisi’nde hem alternatif eğitimi bulabilirsiniz hem de üretim modellerini. Bunlar çabuk çözümlerdir. İş pozisyonunu engelliye uydurabilirseniz çok şey başarabiliyorsunuz. Burası bir rehabilitasyon merkezi, üniversite değil, alternatif bir kurum, bir sanat akademisi. Üniversitede sadece kör olduğu için engellediğiniz, kapıdan çevirdiğiniz kişinin gerçek bir sanatçı olduğunu bilmiyorsunuz. Biz burada bunun hızlıca yapılabilir olduğunu gösteriyoruz. Belki bu sayede eğitim kurumlarının gözünün açılmasını sağlıyoruz. Artık daha fazla engelli öğrenci sanat liselerine, müzik akademilerine kabul edilir oldu. Tabii ki bunda payımız var.

VODAFONE’UN ‘ENGELLİLK SORUNUNU NASIL ÇÖZERİZ?’ DEMESİ MİLAT

Düşler Akademisi, yarattığı etkiyle başka kurumlara da ilham oldu mu?
Düşler Akademisi 5’inci yılına giriyor. Birden bire taklitler oluşmaya başladı. Engellilerle birlikte sanat yapılabileceğinin çok net işaretini verdiğimiz için engellilerden oluşan dans ve müzik grupları oluştu. Bu, bizi mutlu ediyor, yalnızlıktan kurtarıyor. ‘Toplumda değişim ve dönüşüm başladı’ mesajını veriyor bize. Özel sektörle kurduğumuz ilişkinin bu hızlı değişimde önemli rolü var. Vodafone’un UNDP’yi (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı)  yanına alıp, sosyal sorumluluk anlayışından farklı olarak ‘Bu engellilik sorununu nasıl çözeriz?’ demesi bir milattır. Vodafone’un bir iletişim firması olarak bunu yapması çok anlamlı. Ne güzel ki Vodafone gibi küresel bir şirket “engelli gençleri ve onların sanat yapmalarını destekliyoruz’ mesajı veriyor. Bu çok önemli. Kendi sektörel alanında yatırım yapmaya başlayıp engelsiz yaşam çözümlerini ürünlerine uygulaması, ‘nuance talks’ , büyük ekranlar, tek tuşla iletişim kurmayı sağlaması, hem bir pazar hareketlenmesi hem de üretim dışı ve sosyal hayat dışında kalmış kitleler için bir milattır. Özel sektörün bu konuya el atması Türkiye’deki engellilik sorununu çok rahat konuşulabilen, çok büyük ölçekli fonlarının açılabilmesini sağlamıştır. Çok sayıda gerçek ürünün engellilerin hayatını kolaylaştıracak seviyeye gelmesi uçurumun tamamını kapatmamıştır ama önemli bir yol alınmasını sağlanmıştır.


‘Uyuyan dev’ dediğiniz engellileri uyandırdınız. Peki Düşler Akademisi’nden kaç engelli yararlandı bugüne kadar?
Aslında bütün Türkiye yararlanıyor.  Matematiksel olarak aşağı yukarı 2 bin kişi eğitmenlerimiz tarafından eğitilmiştir. Ancak rakamların ötesinde bir de yarattığı sosyal etki var. Sadece binamızdan içeri girip darbuka çalan, tuvalin başına geçen kişinin hayatını değiştirmiyoruz. Engellinin hayatındaki değişimle onun ailesinin o güne kadar ki bakışını, arkadaş çevresini, bir kurumdan geliyorsa o kurumu, sanat galerisinde eserini görmeye gelen kişinin bakışını değiştiriyorsunuz. Düşler Akademisi öğrencilerinin bir vesileyle eğlenmeye gittiği kafetarya çalışanına da hazırladığımız sosyal etki etki raporunda soru sorduk. O mekanın sahibi ailece engellilerin varlığından haberdar olmadıklarını, engellilerin işletmeye gelmesiyle davranış modellerinde değişiklik olduğunu, bunun diğer müşterilere de yansıdığını ve daha fazla engellinin işletmelerini ziyaret ettiğini söylüyor.

Peki bu noktadan nereye gideceksiniz? Yeni hedefleriniz var mı?
İstihdamla ilgili alternatif önerilerimiz var. Alternatif Yaşam Derneği ekibi olarak şanslıyız UNDP (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı)  ve Vodafone gibi bir firmayla böyle bir proje yürütünce hem toplumun hem özel sektörün bakışı değişiyor. O zaman güvenilir kurum oluyorsunuz. Şu anda Türkiye’nin önde gelen kurumları engellilikle ilgili bir şey yapmadan önce bize soruyor. Referans kurum olduk bir nevi.. Engelli dostu işyeri kavramıyla ilgili büyük bir projeyi büyük bir kurumla yapıyorsak, bu, dört yıldır UNDP ve Vodafone’la yaptığımız projenin bir sonucudur. Örneğin Koç Holding ile ‘Ülkem İçin Engel Tanımıyorum’ projesine başladık. Bir yıl içinde 40 bin holding çalışanı engellilik sorununa doğru yaklaşım eğitiminden geçti

Bir başka hedefimiz de aynı zamanda Türkiye Vodafone Vakfı’nın kendi içinde iftihar edeceği bir düşünce. Avrupa’dan çok sayıda teklif ve ziyaret geliyor. Düşler Akademisi modelinin dünya genelinde paylaşılması söz konusu. BM Genel Sekreteri’nin eşi geçenlerde Düşler Akademisi’ni ziyaret etti. Buradan etkilenmişliğiyle bu modelin neden Afrika, Asya Latin Amerika, BM nin elinin kolunun uzandığı her yerde uygulanmadığını sordu. Bunun tüm dünyaya bir model olması söz konusu. Türkiye için baktığımızda ise engelsiz yaşama yönelik bir değişim ve dönüşüm başladıysa 2008 Kasım, yani Düşler Akademisi’nin kurulması bu işin startının verildiği tarihtir.