“Düşler Akademisi potansiyelimi ateşledi.” | Türkiye Vodafone Vakfı - Resmi İnternet Sitesi

“Düşler Akademisi potansiyelimi ateşledi.”

Buket Demirel Türkiye’de potansiyelinin farkında olmayan binlerce engelliden biriydi. Büyük zorluklarla eğitim hayatını tamamlayan Demirel’in potansiyelini keşfetmesi, Düşler Akademisi’yle tanışmasıyla mümkün oldu. Sosyal sorumluluk projelerine katılarak bilinçlenen Buket, şimdi hem Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda engellilere yönelik çalışma yapıyor hem de engellilere doğru yaklaşımı amaçlayan ‘Ülkem İçin Engel Tanımıyorum’ projesinde eğitimler veriyor

Buket Demirel 24 yaşında. Konuşmaya başladığında engelli olduğunu fark etmiyorsunuz. Çünkü çok akıcı ve düzgün bir Türkçe kullanıyor. Aslında Buket işitme engelli. Dudak okuyarak karşısındakinin ne söylediğini anlıyor ve böylece iletişim kurabiliyor. 3 yaşındayken geçirdiği yüksek ateşli havale nedeniyle duyma yetisini yitiren Buket özel bir eğitim almamış. Pek çok engelli gibi o da sıkıntılarla karşılaşmış.  En büyük sıkıntıyı ise eğitim hayatında yaşamış.

Kendi kendine dudak okuma yöntemiyle iletişim kurmayı öğrenen ve 16 yıldır kulak arkası işitme cihazı kullanan Buket, “Bir işitme engelliye göre çok iyi konuştuğum ve cihazım da fark edilmediği için engelli olduğum anlaşılmıyor. İşitme engellilerin durumlarının dışarıdan anlaşılmaması aslında bir dezavantaj da olabiliyor. Engellilik ilk başlarda benim de bilmediğim bir konuydu. Kendimi engelli olarak görmüyordum. Ailem de ilk başta bu konuya yabancıydı ve ne yapacağını bilmiyordu. Yüksek sesle konuşurlarsa onları anlayabileceğim düşüncesi hakimdi. Onlar da benimle birlikte öğrendiler” diyerek başlıyor anlatmaya.

- OKUMAYI ORTAOKULDA SÖKEBİLDİM

Liseye kadar bağırarak konuştuğunu ve bunu sonradan öğrendiğini belirten Buket, “Arkadaşlarım lise döneminde bana bunu söyledi. O zamana kadar ses tonumun yüksek olduğunu bilmiyordum ve bunu normal sanıyordum. Duyunca şoke oldum. Çünkü kendi sesimi kendime duyurmaya çalışıyordum. Yavaş yavaş bağırmadan, doğru ses tonuyla konuşmayı öğrendim” diyor. Buket eğitim hayatında yaşadığı sıkıntıları ise şöyle anlatıyor:

“Dudak okuyordum ama şu anda yaptığım gibi yapamıyordum. Okul hayatım zordu. Mesela okuma-yazmayı öğrendiğimiz dönemde, öğretmen ‘kapatın kitapları ben okuyacağım siz yazacaksınız’ dediğinde herkeste bir heyecan olurdu. Bende de oluyordu ama ben herkesin duyduğu gibi duymuyordum. Bilinçli olmadığım ve yazamadığım için tembel olduğumu sanıyordum. Örneğin öğretmenimiz kitap okuyor ve sonra öğrencilerden sırayla takip etmesini istiyordu. Buket sen takip et’ dediğinde edemiyordum, çünkü duymuyordum. Okumayı ortaokulda sökebildim. Liseyi 60 kişilik bir sınıfta okudum. Öyle bir sınıfta öğretmen sizinle ne kadar ilgilenebilir ki. Üniversiteyi dördüncü senemde kazanabildim. Diğer öğrencilere göre daha dezavantajı durumdaydım çünkü. Kazandıktan sonra da sıkıntılar bitmedi. Üniversiteye başladığımda hocalarımla durumumu paylaştım. Onlar benim için ne yapabileceklerini sordular. Ben zaten bilsem kendim yapacaktım. Şimdiki gibi bilinçli olsam okutman hakkımı kullanmak için çok zorlardım. Derse benimle bir okutman girer dersi not ederdi ve böylece eğitimimi uzatmadan bitirebilirdim. Ben ‘laboratuvar’ kelimesini söyleyebilmek için günlerce çalıştığımı biliyorum.”

- ÇALIŞMA HAYATI DÖNÜM NOKTASI OLDU

Türkiye’de engellilerin yüzde 97’sinin eğitim hayatından yoksun olduğunu, işitme engellilerin ise sadece yüzde 3’ünün üniversiteye gidebildiğini kaydeden Buket, engellilerin hem eğitim hem de çalışma hayatında dezavantajlı olduğunun altını çiziyor. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü bitiren Buket, üniversiteyi okumak için Malatya’daki ailesinden ilk kez uzak kalmış. Pek çok engelli ailesindeki korumacı yapının kendi ailesinde de olduğunu, yurtta kalmasına izin verilmediğini belirten Buket, “Ailem İstanbul’da dayımlarla birlikte kalmamı istedi .Yurtta kalmadığım için sosyalleşmem dibe vurdu.. Benimse üniversiteyle ilgili beklentilerim çok yüksekti. En güzel arkadaşlıklarımı, günlerimi burada yaşayacağımı düşünüyordum. Biraz hayal kırıklığına uğradım. Çalışmak istedim. Üniversite ikinci sınıfta pek çok yere iş için başvurdum.  İngiltere orijinli bir firma başvurumu kabul etti. Bana yaptıkları teklif çok güzeldi.  Kurumsal iletişim alanında çalıştım. Kazandığım parayla koçluk eğitimleri aldım. Çalışma hayatı benim için bir dönüm noktası oldu. Okul hayatım da farklılaştı. “

- DÜŞLER AKADEMİSİ’YLE GELEN ÖZGÜVEN

Engellilerin büyük çoğunluğunun çalışma hayatının dışında olduğunu vurgulayan Buket, çalışmaya başlayınca umutlarının pekiştiğini, istediği şeyleri yapabilmesinin özgüvenini artırdığını söylüyor.  Buket’in hayatında özgüvenini artıran, dünyaya başka türlü bakmasını sağlayan asıl şey ise Düşler Akademisi’yle tanışması olmuş.  Üniversiteden bir arkadaşı sayesinde Türkiye Vodafone Vakfı’nın desteklediği Düşler Akademisi’nden haberdar olan Buket, dört sene önce soluğu burada almış. İşaret dili, drama ve daha pek çok farklı alanda dersler alan Buket ardından Vodafone Gönüllüleri’yle tanışmış ve kendisi de gönüllü olmuş. Daha sonra kadın denizcilerin kurduğu WISTA (Women’s International Shipping & Trading Associaton ) Türkiye adlı organizasyonun yelken yarışları projesine katılmış.  Proje için ilk kez yurt dışına çıkan Buket, bu süreçte hayatının en anlamlı deneyimlerinden birini yaşamış. Engelliler için tasarlanmış büyük bir yelkenlide diğer engelli arkadaşlarıyla birlikte yarışlara katılmış. Projenin ardından ise Düşler Akademisi’nde yönetici kadrosunda çalışmaya başlamış.


- ‘SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİYLE FARKINDALIK KAZANDIM’

Buket Demirel, şu anda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda sosyolog olarak çalışıyor. Geçtiğimiz Nisan ayında görevine başlayan Buket, değişen hayatını anlatırken bunda Düşler Akademisi’nin ciddi katkısı olduğunu belirtiyor. “Sizde bir potansiyel vardır. Ancak onu ateşleyemedikten sonra bunun bir anlamı olmaz. Benim potansiyelimi Düşler Akademisi ateşledi” diyen Buket, şu anda pek çok projede yer alıyor. Bunlardan biri Koç Holding’in ‘Ülkem İçin Engel Tanımıyorum’ projesi.  Holding çalışanlarına, engellilere doğru yaklaşım, iş merkezlerinin engellilere uygun hale getirilmesi, üretilen ürünlerin engellilere uygun olup olmadığı konularında eğitimler veriyor. Özellikle bu projeye dahil olduktan sonra çarpan etkisi kavramına olan inancının arttığını ifade eden Buket, bunu “İlk başta benden konuşmam istenildiğinde ‘bunu yapamam’ diyordum. Artık bunu yapabileceğimi biliyorum. İş hayatına katılmamış olsam bu gelişimi gösteremezdim. İş hayatının içinde olmam beni bu kadar özgüvenli yaptı. Önceleri bilinçsiz bir işitme engelliydim. Sosyal sorumluluk projelerine katılarak farkındalık kazandım ve böylece toplum içinde daha fazla yer almaya başladım. Ciddi bir gelişim gösterdim. Ailem şimdi ‘Buket bunu sen mi yaptın?’ diyor” şeklinde konuşuyor.

Son yıllarda artan projelerle toplumun engellilere bakışında değişimler olmaya başladığını da kaydeden Demirel, engellilere yaklaşımda temel bazı noktalara dikkat çekiyor:

“Bir engelliyle karşılaştığınızda koluna girmek, ‘geçmiş olsun’ demek yerine ‘Size nasıl yardımcı olabilirim?’ demek yeterli. Bir görme engelliyle karşılaştığımızda çoğumuz koluna girip onu karşıya geçirmeye çalışıyoruz. Ama acaba o bunu istiyor mu? Engellilere yaklaşımda ajitasyonun kesilmesi gerekiyor. Toplumun bilinçlendirilmesi için daha pek çok projede çalışmayı düşünüyorum. Artık Aile ve Sosyal Politikalar çalıştığım için engellilere yönelik daha çok şey yapabileceğime inanıyorum. Toplum olarak önyargılarımızı bir kenara koymamız gerekiyor.  Engellilerin potansiyelinin farkına varılmadı bugüne kadar. Engelliler evinden çıkmazsa hiçbir şeyi yapamaz ama girdiği ortamı da şekillendirir. Engellilerin toplum içinde olmasına destek var artık.”